Seninle ilk ruhsal çöküşümde konuşmuştum. İkincisinde… üçüncüsünde… ve bugün olduğundan daha yalnız hissedemem artık. Bugün küllerimden doğacak bir anka kuşu değilim ben. Yarın da olmayacağım. Masallar da demek tam burada son buluyormuş. Tanrılara ihtiyaç bitti artık. Umut ediyorum ki…
Sonra umut etmediğimi anlıyorum. Umut etseydim yine aynı gülüşünü görür müydüm. Sahi ben seni hiç, gülerken gördüm mü?
Yoksa sadece ben mi karanlık içinde çürümekte olan ruhları görebiliyorum. Buncası aklımda yer edinirken tam şu anda! Sana artık küsemiyorum bile sadece diz çöktüm. Sana artık kızamıyorum bile…. Gerçekliğinden daha fazlasını istiyorum artık. Yalanları ve maskeleri…Karanlığın aydınlıkmış gibi davranmasını…. Artık derinlerine bakmayacağım hiç bir şeyin. Artık görünmeyeni görmeyeceğim, arzulamayacağım. Sadece…Sadece kafamı kaldırmama izin ver. Boynumun daha fazla eğilecek yeri kalmadı. Korkmaktan başka hiç bir şey yapmadığım bu hayatım da yine sana sığınıyorum işte… İçimde bir gram inanç olmadan.
Bugün sanat yok. Bugün sen ve ben varız…. Bugün hatta…sen bile yoksun.

Görsel: Sonsuzluk ve Bir Gün, Theo Angelopolus