Hep boşluk bizi karşılıyor.

İlaç alırsam her şey düzelir… kendime sahip çıkmam lazım… daha ötesi ölümdür bunun… deyip durdu kafam boşlukta…

Daha ötesi ölümdür demek cesaret ister diyemedim… korkularına sığınan sen bilemezsin. Sağlıklı olmaya lüzum yok lakin gerçekten kafamız ağırlaşmasın dertten… bizim kederimiz yaşamın manasızlığı içinde sonsuz anlama sahip olmasınadır.

Keder herkese yetiyor diyor şair. Hayır! Keder herkese yetseydi bugün ben……. Gerisi yalandır. Gerisi benim hayallerimden oluşur.

Ben biz oluruz böyle zamanlarda… kafam bin tane… insanlık oldu olalı böyle yaratık görmemiştir. Kafam bin tane… ben birine bakacak güce sahip değilim.

Demin bir yazar bana bir geçirdi sillesini… bokumun herifi… sanki her şey çok güzelmiş gibi bir de küfür etmemeye çalıştığım karanlık koridorlardan… beyaz yakalardan… bürokrasiden… her şeyden her birinden bıktım artık.

Ama Anthonie bu günlerde yaşamakta dünyamda. Çocukları var bir sürü… kendi dölü yetmemiş gibi bir de Hindistan’dan çocuk almış. Peh doğrusu… böylesi yaşam arzusu böylesi birlik arzusu da görmedim ben… belli ki Anthonie benim çat pat İngilizce’mle çözemediğim bir mantık arzusuna sahip. Yaşamını bütün olasılıklara karşı özenle planlıyor. Cabası bir de iyilik yapıyor. Uzak ülkelerden çocuk toplamak falan…

Anthonie’yi boşvermemek lazım böyle zamanlarda. Adam senin yapamadığın her bir şeyi altın tozuyla kaplamış…

Ey Bal… ey Selim! Selim’le benim ne alakam var Allah aşkına. Kafama bir dur diyebilsem keşke… Selim şimdi kardeşini yaşatmaya çalışırken ölmüş bir yolcu… kaldı ki Selim bir kurgudur, sen kendini kaldıramıyorsun ayağa…

Tut şu ensenden kaldır kafanı… nedir bu boş dönmek kendine! Kaldır kafanı. Bir sigara yaksan biter her şey…. Ahhhhhhhhhh. Bir nefes…

Ama bir cızırtı susmuyor. Öfff bitmedi, bitmiyor şu boşluk belası… sevimsiz mi sevimsiz. Ben bugün mutluluğu mu feda ettim sanata? Sanatta ama artık… saçmalıyor iyice yani!

Neyse biz işimize bakalım.

Yorum bırakın