Şu manasızlığa biri bir şey yapsa… şöyle kaldırıp ensesinden “Kimsin de sen benim kafamı doldurup duruyorsun… ne haddin var bunu yapmaya… olmasaydın nefes almak bu denli güç olur muydu?” dese mesela…
Tartının iki bölmesinde ağır basan hep manasızlık oluyor çünkü… sen de biliyorsun ki güzel bir matematik problemi bile bu kadar soyut değil.. en azından kafamızı ısıtır o problemler… Ötesi yok. Ben daha fazla uyuşmalıyım diye düşünüyorum o zaman da manasızlık bile manasız oluyor… ne elzem şeymiş yaşamak.
Herkes nasıl sanki hiç bir şey yokmuş gibi bütün doğallığıyla yaşıyor? Bir ben mi şu saçma sorular ve boşluktan kurtulamıyorum? Kafalarının içi onların neden buğday pazarı gibi değil. Böyle zamanlarda da huzurlu insanlara öfkelenmemek elde değil… Dişlerimin gıcırtısını duyuyor musun? Beni hayatım boyunca yarı yolda bırakmış dişlerimin gıcırtısını?
Belli ki o neşeli insanlar seni de nefes aldırıyorlar. Bırakalım öyle kalsın. Beni boğmasınlar yeter. O insanlar geriye kalan tek şeyimi de benden almak için çabalarken yaşayıp gidenlere bir şey diyebilmek ne haddime…
İlaçlarımı istiyorum. Yeterince düşünmemek falan…
Sanat bugün…. demekten de çok sıkıldım artık.