Bazen bu noktaya geri dönmeliyim

Değişmeyen şeyler bizi bir yapar ve bu öylesine sadedir ki…

Bacaklarımı güneşe uzatmalıyım. Sonra yeniden aynı noktaya doğru.

Deri koltuğun kokusu mideme rahatsızlık verse de, çirkinliği karşısında bu koltuğun şaşkınlığa uğruyor ve düşlüyorum.

Benim kokum mu, burada uzanmış ayakların ve popoların kokusu mu bu?

Aynı tonda devam eden trafiğin gürültüsünde, yazılabilecek ve söylenebilecek şeyler tükeniyor doğrusu. Ben de artık kabul ettim yenemediğimi bazı kötü duyguları, öyleyse bir şeyler içmeli, bir şeyler izlemeli, bir şeyler okumalı.

Kendi başına bir ustalık gerektirmiyor sanat, çizgileri şeylerin, konturlar içinde olsak kolay mı olurdu?

Bu bulanıklık sarhoş ediyor insanı, bazen çok yalnız, bazen de her şeyle bir olmuşum gibi; eriyorum içlerinde…

Dört nokta peş peşe, soyut kalınca böylece

Neden bahsettiğimi ben bile anlamayacağım. Geleceğe bıraktığım gizlerdir bunlar. Hisler.

Kokusunu, tadını, sesini hatırlarım o anın. Seni hatırlarım.

Kimsin sen?

Yorum bırakın