Memeler ve yer çekimi

Karanlık mıyım sizce ben? Bence değilim. Yazdığım şeylere ‘fazla karanlık’ diyor, Bal. “Yalnız kalınca karanlığa gömülüyorsun” diyor. Yalnız kalınca karanlığa gömüleceğimi hiç düşünmezdim. İnsan hayal bile edemeyeceği kıyılara vuruyormuş demek… yine de karanlık değilim bence…

En çok ateşe benziyorum, sen topraksın. Aydınlığıma bakın. Nasıl neşeliyim nasıl sıcacığım değil mi? Oysa… hadi birazcık yaklaş.

Öfke… derinlerimde…. en doğal halim. Katlanılmaz olduğumu biliyorum. Kanatları yanacak kimse olmadığında sönen, belki.

Memelerim yer çekimine yenik düşmüyor. Memelerim yer çekimine yenik doğdum. Anne hatuna altı çocuk asıldı, şimdi göbeğine vardı memeleri… dünyanın en güzel memesi.

Anne hatun su gibidir. Bal, dediğim gibi toprak. Her şeyin onda varolduğu. Ben aydınlığım ve yakıyorum sevdiklerimi… ve hayat, üzerine düşündükçe anlamsızlaşıyor.

Hava olan insanlar da var tanıdığım ama en güzeli topraktır. Baba bey sanırım hava…

Keşke hiç bölünmeseydik. Atom bazında herkes bir. Tanrı Bey’in vücudundaki urlar gibiyiz.

Memelerime çare düşünmem gerekiyor çağımızda hayatta kalabilmek için.

Evet, Tanrı Bey, artık mucizemi verin bana… sanatın piri olmam gerek. Sanatın piri çok satan mı, çok mutlu olan mı? Üstüne konuşulmaz bir şey için konuşup durma. Düşünme…. Yeter. Yeter. Anlam aramadan yapılan bir şey olması yetmez mi? Sanatın…

Benim olamaz mısın?

Yer çekimine , sütyenlere , sanata, korkuya, endişeye, nefrete, sevilmeye ve dahası yaşamaya.

Uyumaya başla artık. Delirme.

Karanlıklaşmadım yine merak etmeyin… kafam karışık sadece ve yazarken öfke bölüyor cümlelerimi.

Yorum bırakın