Çizgilerin Arasında

Az önce elinde portakal tutan kadın resmini gördüm Kollwitz’in…Günahkar kadınlar elma mı tutardı elinde? Aydınlığa bir çizik atıp, hapsolan o çukura. Aydınlık, görünürlük demek sanırım ve karanlık, söz. Geceleri bu yüzden mi dili durdurulamaz bir makina gibi çalışır. Karanlık her anda unuturuz her şeyin aydınlanacağını yeniden… ve karanlıkta söylediğimiz her şey o büyük siyahın içinde hapsolacak zannederiz. Her seferinde. Hem de bunun için sarhoş olmak falan gerekmez. Konuşmak istediğimiz nadir anlardır.

Oysa güneş ne kadar güzel gösterir her şeyi. Ağaçlar, dağlar, kayalar, yüzler, yerler,(Ah Agnes) denizler ve sen. Çok güzelsin. Ancak ne zaman güzellik bir insana yetmiştir ki… Bibloya dönüşemez nihayetinde insan. Dönüşmemeli. Güzellik sıkıcıdır. Heyecan verici, kıvılcım gibi sönen. İnsanın en çok karanlığını sevmek istiyorum. Ama korkaklar, asla bana göstermezler. Gölgelerini saklayamasalar da… gerçeği aramak istiyor değilim. Söz verdiğim gibi bıraktım o işleri… yani geriye kalan mesafeyi kapatmak. Seni bana vermen kaldı geriye… vermeyeceksin biliyorum ve her saniye içinden çıkılamaz bir romantik buhrana dönüşüyor hayatımda. Bulantı hemen eşlik eder böyle olduğunda… duygular hasta hissettiriyor bana.

Sadece seni istiyorum ve daha bir çok kişiyi. Her bir zerreni istiyorum. Nefesini, bakışını, aklını, ruhunu… bir oyuncağa dönüşsen keşke.

Hasta kadınlar da bugün: aptal bir amcanın dediği gibi kara kan her yanımı kaplıyor. Melankoli beni aşıyor. Arşa varmıştır şimdiye… eh bu kadarı da olsun. Madem ki hastayım ve geceyi ve gündüzü ve aydınlığı ve karanlığı istiyorum her anımda, o zaman elime portakal alabileceğimi biliyorum.

-Yanlış! Bir korkaksın sen! Aciz seçkinci zırvalar. Baksana nasıl çabalıyorlar insanlar.

-Sen neden konuşasın benimle! Bir kez olsun korkak olarak sev beni. Yoksa şimdiye kadar olmadığın gibi; olma. Ancak yine de sev beni.. her şeyini bana ver. Benim ol! Benim olsan, sadece ben olsam bu dünyada…

Karanlık gecede gelen göktaşı canavarların hepsini öldürür. Ya da böyle değildir hikaye. Ve son adam( hep erkektir zira ilki de) yerde yatıyordur. Sonunda kaybediş gerçekleşmiştir. Cennet yok, cehennem yok. Dayanılmaz biricikliğimizden kurtulduk. Canavarlar bizi kurtardı. Ve annesinin elinden tuttu. İlahi güç değil ama güzel bir yıldız çarpacak birazdan yer küreye. Ne mutlu koca bir boşluk var artık yüzeyde… sonunda sonsuzlaştık.

Gecenin resmini nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bir şeyin resmini nasıl yapacağımı bilmiyorum. Herhangi bir şeyin resmini nasıl yapacağımıı… belki çözebilirim. Ama canavarlar ne yaparsam yapayım soyutlamalar haline geliyor. Bunu eklerim yüzeye. Sol üst, orjine yakın üçüncü bölgeye… kafam güzel değil.

Flaubert okumalıyım, Stendhal ve Vüs’at O. Bener. Bilmiyorum. Azıcık daha yayılmalıyım belki. O rahatsız edici his siktir olup gitmedi hayatımdan hala ama azaldı son zamanlarda. Belki de ne yapacağımı bilirim bundan sonra. Umut etmekten zarar gelmez. Gülen suratlarınızı o kadar çok seviyorum ki…

Keşke ne kadar çok olduğunu bilseydiniz. Koca bir soytarı gösterisine dönüştürebilirdik dünyayı. / atla…/ bilmem…/ dur./ Hayır bu herkesin kafasının içi…./bilmem ne, nasıl, nerede, ne yapıyor, nnnnnnnnnn. / -bok var kes sesini artık.

Sanat çizgilerin arasında bir şekle girmeye başladı. Sizi seviyorum.

Yorum bırakın