Ölüm içeriden dışarıya taşar!

İğrençlik üzerine düşünüyorum, travma tepkisi üzerine…bu sıralar toparlamaya çalıştığım için başka gariplikler üzerinde söz hakkına sahip olabilirim belki. Öte evren ve ötekine dair bilgiye sahip olmak adına yapıyorum bunu… Artık anlamaya çalışmayacağım demiştim ve yine de anlamaya çalıştığımı görüyorum. Anlamadığım bir şeylerin olması kaygısı beni günlük yaşamımda bunalıma itiyor çünkü. Ancak anlamamaya çalışmak çok daha zor. Kapıyı açtığımdan beri etrafımı saran kötülüğün dağılması için sisle doldurdum bir şeyleri sanırım, bu yüzden boşlukla mücadele etmek zorunda kaldım. Boşluk beni kıyıya itiyor. Bu yüzden o kapıyı kapatmaya çalışmaktan da vazgeçtim. Lütfen yüce tanrımız verdiğim sözü tutamayacağım için bana kızma. Çünkü ben anlamaya ve öteyi görmeye devam edeceğim. Çünkü görmemeye çalışmak çok zordu. Yorgunum.

Neyse işte öyle böyle gerçekliğin perdesinde bir yırtık oluşturmaya talibim madem, gerçekliğin travmaya neden olacağını bilmeliyim. Yoksa biliyor muyum? Dayanılmaz bir şey olduğunu anladım en azından… Dilin durduğu an. Düşünecek, konuşacak bir şey kalmamış gibi…Bu yüzden karanlığa bakıyorum. Karanlığı yırtıp geçmek için, ötesinde aşkın bir gerçeklik bulabileceğimi umduğum için değil. Aydınlıkta hiç bir şey görünmediği için…Geriye dengeleri kurmak kalıyor. Suya sabuna dokunmadan yaşamaya devam o halde. Gerçek bir şeyler yapan insanların aydınlığı…gerçek bir şeyler yapan insanların aydınlığında büyümek, onların aydınlığında dibimize kurulan bir gölge. Sonra siktir olup gittiklerinde gölgenin seninle kalmaya devam etmesi…Öfke mi geliyor şimdi?

Bir yandan da sanatın kendine dair bir yerlerden gelmesi gerektiğine inancım büyük öğretiler peşinde koşanlar tarafından sarsılıyor. Derin bir nefes… sakin ol! Çünkü onlar bir şeyleri yine de değiştirmeye talip, gerçekten senin aşırı dramatize bireyselliğinden daha derinler. Bir şeyleri düzenlemeye çalışıyorlar. Düzen. Apollon. İşte yeniden döndük rönesans kodomanlarına… her şey büyük bir iki yüzlülük içinde varoluyor, kabul et artık.

Ey şarabın tanrısı, kaosunu açık et artık. Düzen ve uyum bağımlılarına, çözüp durmaya çalıştıkları problemlerine ve aslında sonuç olarak hiç kimsenin hiç bir bok yapamamasına bir kadeh! Sana ihtiyacı olan bir kul var en azından. Kaosu kaldıramayacağımı bildiğim halde, artık parçalansın perde. Yaşayalım travmamızı ve ilkel olana dönelim. Dili susturalım.

Sanırım çözümler için çıktığım yola, bu metinde bile kaosla son verdim. En büyük ikiyüzlü! Ben!

Sanatın kendisi olacağım.

Yorum bırakın