Bugün bizi çevreleyen dünya ile ilişkimiz üzerine çok dinleyip çok okudum. Normalde bu kadar aktif günler yaşamıyorum. Bu nedenle biraz ihtiyaçtan biraz büyülendiğim şeyle sizleri de büyülemek arzusundan sizlerle algılama biçimlerimi paylaşmak istiyorum. Yine pervasızca…
Kötülüğün çiçeği toprağı yarıp gökyüzüne doğru büyümezdi zannımca, onun varoluşu bir köksap gibi çatallanarak devam eden ve gövde ile kökün birbirine geçtiği düzlemsel ve sonsuzca genişleyebilen bir nüfuz etme mekanizmasına sahip olurdu. Ne saçmalıyorum? Şöyle: eğer bir çiçek illa vesvese veren olacaksa burada hastalıklı ve belki işgalci bir oluş vardır. Bir ağaç gibi büyümezdi yani sarmaşık gibi kuşatır ve mantar miselleri(miselyum falan filan) gibi kendini oluştururken yok olmaya kâdir çelik kollara sahip olurdu. Peki ama bu çiçeğin neden gözü var?
Bakmakta vesvese veren bir tavır yok mu? Olmaz olur mu? Hangi bakış nazardan sıyrılmıştır? Hiçbiri…
Öyleyse bir kafa gibi mi çalışır göz? Bence hayır. Göz kendi köklerine ve dallarına bile bakarken eksik olmaklığa dair şeyler söyler. Nedir bu? Tepeden bakmak mı (yukarıdan aşağıya) ? Yoksa tepeye bakmak mı(aşağıdan yukarıya) ?
Tepeden aşağıya bakarmış gibi, acizliğini fısıldıyor kulağına yukarıya bakarmış gibi hadsizliğini. Oysa bu kollar, bu eller göğe çevrilmemiş.
Bütün bunların benim nesneye bakışımla bir bağlantısı yok mu? Beni çevreleyen dünya deliklerimden içeriye sızıyorken, ve en karanlık yönüm deliklerimden dışarıya taşarken( yine sızmak olabilir)….
Vajinam, yaralarım, hadsiz kıllarımın kökleri, ağzım, kulaklarım, burun deliklerim, elbette gözlerim ve kuytudaki göt deliğim.
Aşkla ilgili değil bu yazı!
Nedir içime yaralarımdan girmeye çalışan şey? Virüsler, çirkinlik, kötülük, vesvese. Beni kuşatan her şey. İyilik giriyor mu? İyiliği, güzelliği başkaları tartışsın.
Benim dışarıya tutamayıp kaçırdığım şey nedir? Bağırsaklarımdaki ve midemdeki gaz, kıllarım; iğrençliğim, kötülüğüm, çirkinliğim. Güzel sözler bu ağza yakışmıyor mu? Her şeyden çok 🙂 ama yine başkaları yazsın!
Ah ve tabi hiç durmadan içime giren ve içimden taşan şey: ölüm! Cesedimden dışarıya taşan tenyalar. Ve göt deliğime tıkılmış pamuk gibi…
-İyice saçmalaşıyor bu muhabbet.
-Tam şu anda saçma kaçırıyorum dışarıya o zaman.
Neyse demek istediğim bu çiçek bana bakarken gördüğü şey, ‘ sevgilim’ deyişim değil, saç köklerimde dolaşan parmaklar değil! Maddi varlığımın kurduğu herhangi bir meşru etkileşim değil kısacası…

Bu hastalıklı çiçek hakkında daha çok yazacağım bir ara ama şimdi gözlerim uykuya teslim olurken bırakalım. İyi geceler.