Kötü rüyalar ve ritmik sesler ile mücadele ediyorum aylardır. 1 metre yakınımda birisi uyumadığında kandırılıyorum, düzenin sesi beni dikkate zorluyor, korkuyorum. Her türlü karanlığı yaratıcı bulsam da hepsine bakamıyorum. Oysa bakabileceğimi düşünürdüm. Aşkın da biraz bunu becermek olduğunu düşündüğüm için…ancak bir insanın karanlığına bakmak ile ona aşık olunabileceği…
Hiç kimse bana gerçekten bakmasın diye hep aydınlık tutuyorum kendimi… bazılarının gözlerini soğuk bir mesafeden hissediyorum bazen. Böyle anlarda onların da kanatlarını yakmak istiyorum. Daha yakınıma gelin. Şu an birinin bana sarılmasına ihtiyacım var.
Seslerden, onların aralığından, korkuyorum. Sanırım sesler düzenli olduğundan… şu an anlıyorum: yine düzen yoluma çıkıyor. Ama çok mu kötüsün sen, elimi tutmanı söylüyorum sadece. Yerine bana düzen sunuyorsun daha fazla dehşet yaşamam için…
Elimin tam baş parmağın ve işaret parmağının birleştiği noktasında bir delik oluştu. Neden, bilmem. Odalar boştu veya birileri o gece eve gelmemişti. Kanımda yükselen adrenalin sayesinde su içme ihtiyacı hissettim. İşte böyle çekiliyor insan geri, düzene. Bu lanet gölgeye…
Sonra bazı şeyleri boş bırakmak gerektiğine, ya da boşluğu sürekli doldurmanın neye yaradığını bilmediğime karar verdim. Çok insanın boşluğunu dolduruyorumdur. Kendi boşluklarıma bir şeyler koymak istemiyorum. Eh, sonra tabi uykuların kaçar.
Bir derste ‘süreksizlik terörü’ konuşulmuştu. Doğadaki her şey yaşamın sürekliliğini arzular. İyi de insanların dehşete düştüğü bir şey de sürekliliğin kendisi değil mi? Yeterince süreli olan her şey insanı kötü duygulara sürüklemiyor mu? İki sene önce depresyon yaşadım çünkü sürekli devam eden bir pasif agresif tavıra maruz kaldım. Gerçekliğin ne kadar yavan olduğunu görüyor musun? Çok çirkin… bu bizim seveceğimiz türden bir çirkin değil. Bu güzelmiş gibi davranan, güzel görünen, güzel olan bir çirkinlik. Keşke ifadenin kendisi bir şeyleri doğruca anlatmak ile ilgili olmasaydı.
Artık sanata ne kadar yakınım bilmiyorum. Hayatımın bu dönemini korkular ele geçiriyor. Üretebilmekten de korkuyorum. Korku insan ruhunda çok fazla doluluk yaratıyor. Sanata yer var mı?
Ve tabi hala karanlığına bakabilirim.